Kategori arşivi: Genel

Lyrics Downloader for LyricPad

You can download the script here:
https://github.com/tolgainci/lyricpad-lyricsdownloader

This script is based on Anoop’s LyricsDownloader that you can find here: https://github.com/anoopajay91/LyricsDownloader . Anoop’s script needs user input, works one file at a time, and uses azlyrics which doesn’t work anymore. I modified the script to run in batch mode without user input and switched the lyrics website to genius.

This script downloads lyrics for your mp3 files from the genius website and saves them as txt files compatible with LyricPad. Your mp3 file names should be in the format band-name-song-name.mp3 with a dash in between each word. You can lookup the exact name from the genius website at https://genius.com/ to be sure. You can set your mp3 folder and lyrics folder paths in the keywords section. Be sure to leave the /*.mp3 part at the end of your mp3folder keyword.

When set correctly, the script reads the names of your mp3 files, finds the lyrics for them on the genius website and saves them in your lyrics folder as txt files. It also adds @!title and @!duration tags at the start of the file, taking the title and duration from the mp3 file. The duration tag is important for scrolling at the right time in LyricPad.

Dependencies:

1.Python3
2.BeautifulSoup
3.Requests
4.Mutagen
5. Glob

 

TolDish – A DIY omnidirectional treadmill

Recently I came across the Virtuix omni and Wizdish ROVR and I wondered if I can build something similar. I also took a look at other similar DIY projects which you can find by searching “diy omnidirectional threadmill” on the web.

I decided to try using a satellite dish mounted on a wooden frame, with a microphone fitted under it. Here is what it looks like:

You plug the microphone to your PC’s mic input, and when you are walking on the treadmill you make a noise, which in turn sends a w key press to the game. This should make your character walk in most games.

For this purpose I first tried Wizdish’s Wiz_Mic program, but it did not work well for me. The program needs a constant noise to send constant w key presses. On my treadmill I make step noises which is not constant, so I needed a program that can send a stream of w’s when triggered. For this purpose I developed MictoW, which is  basically a modified version of .NET Voice Recorder by Mark Heath, which uses nAudio library to monitor microphone input and uses InputManager library by Shynet to send w key presses.

MicToW Installation

Download mictow_setup.exe and install.

Usage

On the first screen, select the preferred input device and click continue.

On the second screen, adjust the desired “Trigger Level” and “W Send Duration” and press Start. “Trigger Level” is between 1 and 100 and indicates when w key press will be sent. Lower values will result in soft noises triggering key presses, while higher values will require louder noises to trigger key press. “W Send Duration” can be set at 0.1 second intervals, up to 3 seconds. For example, if the setting is 2 seconds, the program will send a stream of w key presses for 2 seconds. This is useful to keep w pressed in between your steps on the treadmill. Press “Stop” to stop sending keys. It’s not necessary to push “Stop” while adjusting the parameters.

Source Code

https://github.com/tolgainci/mictow

If you don’t have a VR headset like HTC Vive or Oculus Rift, I can suggest Trinus VR, which transfers your PC game to your phone screen, and you can use a headset like Google Cardboard.

Enjoy 🙂

 

Vasatlık Hakkında

Bir arkadaşım vasatlıktan dem vurmuş. Vasatlığı aşılması gereken bir durum olarak tasvir etmiş ve vasatlığın topluma hakim olması halinde tehlikeli olduğundan söz etmiş. Tam olarak aynı fikirde değilim.

Öncelikle Osmanlıca veya Arapça bilmeyenler için vasatın kelime anlamını yazmakta yarar var sanırım: orta. Vasati de ortalama demek, eskiden kibrit kutularında yazardı 🙂

Toplumu zeka, bilgi, beceri, yetenek anlamında kategorize edebilseydik -ki örneğin IQ için bu mümkün- , muhtemelen bir çan eğrisi oluştuğunu ve toplumun çoğunun “ortalama” olduğunu görecektik. Çok yetenekli, becerikli, bilgili kişiler maalesef azınlıktadır ve bu sadece bizim toplumumuz için değil, her toplum için geçerlidir. Dolayısıyla bir toplum herkesin “ortanın üstü” olmasıyla gelişmez, bu mümkün değildir. Mesele ortalama insanlarla bir şeyler başarabilmektedir. Toplumun bel kemiğini “vasat” kesim oluşturur. Eğer bu toplum demokrasi ile yönetiliyorsa da, ortalama insanların iktidar olması da mümkündür, hatta kaçınılmazdır.

Bence engel olunması gereken durum ortalama insanların iktidar olması değil, bu insanların devletin ve hatta özel sektörün her köşe başına sadece “kendilerinden” diye olur olmaz birilerini yerleştirebilmesidir. Şirketlerde genelde meritokrasi hakimdir, yani bir kişi (genellikle) bir mevkiye genel müdürün amcasının oğlu olduğu için değil, bilgi, başarı ve yeteneğine göre getirilir. Bence devlet içinde de demokrasi ile meritokrasi arası bir sistem hakim olmalı. Yani tamam, çoğunluğun devlette daha çok temsilcisi olsun, ama az sayıdaki önemli makama da burayı gerçekten hak edenleri getirelim.

Özet olarak sorunun çoğunluğun “vasat” olması olduğunu düşünmüyorum, bu her toplumda böyledir. Önemli olan ortalama insanlarla iyi işler başarmaktır, bunun anahtarının da az sayıdaki üstün bilgili, yetenekli, başarılı insana kendi alanlarında topluma liderlik edebilecekleri imkanları sağlayabilmektir diye düşünüyorum.

Hümanizm Nedir?

Öncelikle Hümanizm’in ne olmadığından bahsetmek istiyorum. Maalesef özellikle sosyal medyada Hümanizm kavramının yerli yersiz ve yanlış olarak kullanıldığını görmekteyiz. Hümanizm “insan sevgisi” demek değildir, insanı yüceltmek, diğer canlılardan üstün görmek demek değildir. Afrika’daki açlara, yoksullara ağlamak, onlara yardım etmek demek değildir. Tüm insanlara sevgi ve iyilikle yaklaşmayı öğütleyen akımın adı Hümaniteryanizm’dir ve Hümanizm ile bir ilgisi yoktur.

Hümanizm en basit tanımıyla Tanrı’yı merkez almak yerine insanı merkez almak demektir. Hümanizm Tanrı ve dini dogmalar olmadan da insanların etik ve anlamlı bir yaşam sürebileceklerine inanmak ve bu yolda çaba göstermek demektir. Hümanizm bilim ve akıl ışığında evreni anlamayı çalışmak ve doğaüstü güçleri red etmek demektir. Belki de bir çok insan bu şekilde yaşamaktadır ancak Hümanist olduğunun farkında bile değildir.

Konuyu pekiştirmek açısından bazı önde gelen Hümanist kuruluşlara göre Hümanizm’in ne olduğuna bir bakalım:

“Kayıtlı tarih boyunca, bu hayatın elimizdeki tek hayat olduğuna, evrenin doğaüstü bir tarafı olmayan doğal bir olgu olduğuna, insanlık ve akıl tabanında etik ve tatmin edici bir hayat sürebileceğimize inanan, dindar olmayan insanlar olmuştur. Onlar bilimsel metoda, kanıta, akıla güvenerek evren hakkında gerçekleri keşfettiler ve insanlığın refah ve mutluluğunu etik karar vermenin ortasına yerleştirdiler. Bugün bu değer ve inançlara sahip insanlara hümanist ve bu değerler topluluğuna da Hümanizm diyoruz.” ~ British Humanist Association

“Hümanizm insanların kendi hayatlarına anlam kazandıracak hakları ve sorumlulukları olduğunu doğrulayan demokratik ve etik bir dünya görüşüdür. Hümanizm insani ve diğer doğal değerleri akıl ve özgür düşünce ışığından geçiren bir etikle daha insanca bir toplum yaratmayı hedefler. Hümanizm teistik değildir ve gerçeklik hakkında doğaüstü görüşleri kabul etmez.” ~International Humanist and Ethical Union

“Humanizm doğaüstücülük olmadan anlamlı, etik hayatlar sürebileceğimizi ve insanlığın yararına katkı sağlayabileceğimizi doğrulayan, sürekli gelişen bir hayat görüşüdür.” ~American Humanist Association

Bu tanımlar ışığında özetleyecek olursak, Hümanizm doğaüstü kavramlara gerek duymadan, akıl ve bilim ışığında, etik ve iyi insanlar olabileceğimizi savunmaktadır.

Ben Kimim?

Söz konusu olan aydınlanma, ilerleme, bilim ve akıl yolunda olmak ise, ben bir Atatürkçüyüm. Sosyal adaleti sağlamak ise bir sosyalistim; toplumcu bir yaşamın mümkün olduğunu düşündüğümden ben bir komünistim. Konu, kişisel, özel mülkiyeti ve bireysel hakları savunmaksa ben bir liberalim. Benim için önemli olan bu gibi değerleri tesis ve koruma adına bile olsa, devlet dahil her türlü otoriteyi red ediyorum; bu yüzden ben bir anarşistim.

Dinlerin tanrısının hayal ürünü, gerçek dışı olduğunu, var olmasının mümkün olmadığını biliyorum; başka bir tanrıya da inanmıyorum; o yüzden ben bir ateistim. Maddi bir “ilk neden” olabileceği konusunda agnostiğim. Evrenin içinde akıl almaz bir hızda yol alırken kümelenmiş bir atom altı parçacık kümesi olduğumun bilincine vardığımdan, yıldız tozlarıyla çok temel bir seviyede etkileşim içinde olduğumu düşündüğümden, ben bir panteistim.

Din, kişisel alandan çıkıp, yalnızca bireylerin kendi özgürlüklerini değil, toplumun özgürlüğünü tehdit eder hale geldiğinde, ben bir militan ateistim. Bir kadın yalnızca başörtüsü taktığı için işe alınmadığında, bir subay sadece namaz kıldığı için fişlenip ordudan atıldığında ben bir Müslümanım. Kıptilerin kiliseleri yakılıp yıkıldığında, ben bir Hıristiyanım. Birilerinin evleri, Neo naziler tarafından kırmızı boya ile işaretlendiğimde ben bir Yahudiyim. Ramazanda oruç tutmadığı için dayak yiyenin yanındayım, ben bir Aleviyim. Herşeyden uzaklaşıp, klavyemde bastığım notalar arasında kaybolup, iç dinginliğime eriştiğimde, ben bir zen Budistiyim.

Ben bunların hepsiyim ve dolayısıyla tek başına hiçbiri değilim. Ben dünyadaki milyarlarca benzersiz insandan yalnızca biriyim. Ben hiçkimseyim ve herkesim. Ben sadece kendimim ve böyle gayet iyiyim 🙂